| 30 Ocak 2010, 17:59:09 |
|
|
 |
|
|
 |
|
 |
 |
Sevgi, insan î duygular ın en mâsumu ve en ziyade hürmete lâyık olanıdır. Sevgiye bir tutam şefkat, bir tutam da nezaket karıştırdığınızda o, melekleri kıskandıran bir kıvama ulaşır. Sevgi, tek başına bir ölçüdür. Hak ona
*
bakar, halk onu arar. Sevgi, Yusuf’un (aleyhissel âm) kuyusunda sab ır, Nemrut’un ateşinde gül olur; hicret yolunda emniyet olup dillerde, “lâ tahzen innALLAHe meana”ya (üzülme ALLAH bizimle beraberdir) dönüşür.
*. * Bizler, bir tutam sevgiydik önce. Sonra “Ete, kemi ğe büründük.” Daha sonra “İnsan gibi göründük.” Ete kemiğe bürünen misâlimizdeki kemalâtı görünce endam aynasında, başladık
*
övünmeye ve sevmemiz gerekenlere tahakküm etmeye. Hem de mâbudiyetten uzakl ık noktasında ve mahl ûkiyet nispetinde müsavi oldu ğumuzu bile bile. Sevginin yolunu değiştirdik. O da kurudu. Ve biz, sevgisiz kalıp öldük sanki. Her şey
*
soğudu, kadavralaştık birden. Arzın orta yerine kondu nâşımız. Payandamız ene, gassalimiz kibir, kefenimiz ise, şöhret bezindendi. Semada ve serâda okundu salâlarımız. Duyanlar koşup geldi, bölük bölük. Kimi aşağıydı ayağımızdan,
* kimi y üceydi âfâk ımızdan. “Bir türbe ki ruhum; gelen ağlar, giden ağlar.” misâli gelen ağladı, giden ağladı hâlimize. En çok da melekler yas tuttu ölen bedenimize; İblis, taht-ı derekesinde zafer şarkıları söylerken.
*. *
Âdettenmi ş, her biri bir hakikati fısıldamak için yaklaştı musallaya. Birisi: “Büyük görünme, küçülürsün, dememiş miydim? Hani Mâlikü’l-mülk ‘kal û belâ’da seni arza halife k ılmıştı. Gözlerinden kulluk akıyor, kalbin sevgiyle kaynıyor, beyninse görülmemiş marifet şimşeklerine hamileydi. Ben sana o gün yaklaşıp; ‘Büyük görünme, küçülürsün.
*
B üyüklü ğün şe’ni, tevâz û ve mahviyettir. Tekebbür ve tahakküm de ğildir.’ dememiş miydim?” dedi. Bir diğeri, yaklaşıp şöyle seslendi: “Hırs, şükürsüzlük olduğu gibi, hem sebeb-i mahrumiyettir, hem de sebeb-i zillettir. İnne’ş-şehvete
*
tusayyiru mul üke âbiden ( Şehvet, efendileri köle yapar) hatırlatmasında bulunmamış mıydım? Kibir, şöhret ve egoizm şehveti; sevgi pınarlarını kurutup, seni zillete mahk ûm etti. Bak ne hale dü ştün!”
*. * Bir kez daha g ücümüzü toplay ıp “Hayır, hayır! Bunlar doğru olmaz, olamaz!” diye haykırmak, nefsimizi tezkiye etmek istedik. Fakat dizlerin bağı çözülmüş; dilin ise, cansuyu çekilmişti sanki. Fakat muhatap, gönül diline âşinaydı. Anladı
*
bir ç ırpıda ızdırabımızı ve art arda dizdi sorularını: “Söyler misin sütünden içtiğin, balından yediğin ve yününden giyindiğin hayvanat âlemi için ne yaptın? Hepsine teşekkür sadedinde en son ne zaman bir kedinin sırtını okşadın?
*
Meyvesinden ve sebzesinden yediğin, gölgesinde eğlendiğin nebatat adına ne yaptın? Onlara teşekkür adına en son ne zaman bir kır çiçeğini Yasinlerle suladın? ‘İnsanların en hayırlısı, insanlara en çok faydası dokunandı.’ söyler misin en son ne zaman yolda insanlara eza veren bir taşı alıp kenara koydun?”
*. * Bir zamanlar b ütün bunlar ı yapanlar, başkasını doyurma uğruna aç yatanlar vardı. Onlar serapa sevgi kahramanıydılar. Sevgiyi sever, nefretten nefret ederlerdi. Sevgisizler, onlara da kıydılar. Yüreği sevgide harman olmuş
*
bir sevgi kahramanının elleri, marifetten mahrum softalar tarafından kesilince hazret, ellerini açar ve naz makamında şöyle dua eder: “ALLAH’ım ellerimi kesen bu insanları bağışlamadığın sürece ruhumu alma.” Sevgisizler, hayatı
* sevgiden tecrit ederek, adı bilinmez nice sevgi kahramanına da kıydılar. Sevgi kahramanlarının yücelttiği insanlık haysiyeti, esfelin karanlıklarında çile dolduruyor şimdi. Ve kendisine sahip çıkacak kutlu elleri bekliyor.
*. * Sana d ü şen, ellerini yıkamak hem de dirseklerine kadar; sîmana yerleşen kibir tortusundan arınmak için yüzünü paklamak/yıkamak, hem de tüy bitimine kadar; ayağını kaydıran fikirler için bir merkez yaptığın başını da soğuk bir su
*
ile mesh etmek; bu kadar arınmadan sonra iş tamam olsun diye, bir de seni sevgisizler ülkesine taşıyan ayakları yıkamak. Yıka ki, artık hiçbirinin oralarda bezi olmasın.
*. * Kibir musallasında yatan insan için, cümle âlem ağlaşırken, beyazlar içinde bir mevta daha getirildi onun yanı başına. Ağlaşmalar yeri göğü delercesine çoğaldı. Eyvah! Bu gelen sevgiydi. Sararmış, solmuş; Züleyha’dan daha perişan
* olmuştu. O da ölmüştü sanki insan gibi. Musallanın birisinde yatan, mahallinden mahrum sevgi; ötekinde ise, sevgiden mahrum insanın kalbiydi. Fakat sevginin her yanını masumiyet kaplamıştı. Duruşuna bakılırsa, söyleyeceği çok şey
* vardı. Ama dilin hükmü yoktu musalla taşında. Gönül dili tercüman oluverdi sevgiye: “Kendi rızasıyla zarara girene merhamet edilmez; fakat insanın sevgisizlik ateşi beni de yaktı, bitirdi. İnsanın ölümü benim de ölümüm oldu sanki. Onun olmadığı âlemde ben de mânâmı yitirdim. Şeyh Galip’ten ödünç aldığım şu mısralarla insanlık adına af için
* geldim gufran kapısına. ‘Su uyur, düşman uyur, haste-i hicran uyumaz.‘ Çiçek için dalı ne ise, benim için de insan o. Onsuzluk hicranı hasta kıldı ruhumu. Yedi kat semanın sularını uyuttum, ekmeği aşı unuttum; ama sevgiye mahal olan insan kalbinden ayrı kalmanın hicranıyla hasta olan ruhumu bir türlü uyutamadım. Şimdi insan için bir fırsat
* dilenmeye geldim. O da yaptıklarından nâdim ise, bir iksir-i nuranî olan şefkat-i İlâhiyye’den mağfiret diliyorum.” Sevginin sevgi dolu sözlerinden güç alan insan, içini şerh etmek istedi; ancak ümitsizliğin küflü prangaları bütün
* ruhunu sarmıştı. Bu zincirleri kırmak da sevgiye düşmüştü. Şöyle dedi: “Düşün bir defa, senin gibi zaif, aciz ve fânî bir mahlûka bu koca kâinatı hizmetçi eden ve imdadına gönderen Zât; ilim, kudret, hikmet sahibidir; şefkati ve rahmeti
* boldur. Ondan istedik çe de ğer kazanacaksın. Onun mağfiretinden müstağni kaldıkça rahmetten uzak kalacaksın. ‘Dua edin, cevap vereyim.’ diyen O. ‘Dualarınız olmasaydı hiç kıymetiniz olmayacaktı.’ diyen O. Ruhunu öldüren şu kibir
*
libasını çıkar, fakra bürün. Acz Burak’ına bindiğinde kalbin zümrüt tepelerinde dolaşabilirsin.” İnsan da öyle yaptı. İblis’in gönül tahtına inşa ettiği kibir tahtı, hak ile yeksan oluverdi birden. Musallası beyaz bir Burak’a dönüştü.
* Sevginin, aczin ve fakrın gücünü fark eden insan, yükseklere, daha yükseklere kanat açarken, bulutları sayfa yapıp ardında şu satırları bıraktı:
*. *. * Sırtında şalın
Yanağında alın Veya Kovanında balın Olmasa bile Sevgiyle çal kapımı Sana
* G önül saray ımın bütün kapılarını açarım
Ama Sevgiyle sulamadığın bir gülle Sevgiyle arşınlamadığın bir yolla Sevgiyi bilmeyen bir kulla Geleceksen kapıma, Sakın gelme! Sana
* G önül saray ımın bütün kapılarını kaparım.”
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
Sayın HaRam_Geceler İmza Seçmediniz.!
En Kısa Zamanda İmzanızı Düzenleyiniz.!
Lütfen imzanizi düzenlerken reklam linki koymaktan sakinalim
|
|
| 31 Ocak 2010, 16:35:17 |
AşKuLLaH

     
         
        
    
(¯ ÇaReSiZSeNiZ ÇaRe'SİZSiNiZ ¯)
04 Mayıs 2009, 22:38:29
ŞEHADET TOPRAKLARI!!
Mesaj Sayısı: 1973 Bazıları gibi kendini dünyanın merkezi olarak görmeyen biri
Rep puanı 2001
Ruh Halim:
|
 |
|
 |
 |
Maşallah çok güzel fakat bayada uzundu.. sonuna gelirken daha bir anlam yüklü ve daha derinden yazıldığının hissine kapıldım..
Kimi zaman sevda deryalarında yüzerken; Bir tufan misali hırçın dalgalarla boğuştuğumu hissetim..
Farklı mevsimleri sanki bir arada yaşadım..
Biri ihanetin,
Biri merhametin Ve sevdaki şefkatin değerleri arasında gidip geldim..
Nicelerini okudum severken ulaştı kemale.. Nicelerinide gördüm severken rezil oldu aleme..
Sevgiki kutsallığı ile bulursun ilahi aşkı...
Şehveti katarsan olursun şeytanın tutsağı..
Fazla uzatmadan çok güzel kaleme alınmış
Rahman razı olsun paylaşım için teşekkürler..
Üyeliğinizde hayırlı olsun..
Hayırla kalın selam ve dua ile... |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 31 Ocak 2010, 16:36:42 Gönderen: AşKuLLaH »
|
Kayıtlı
|
Öyle ki Gördüğün göremediklerin kadar önemli, yaşam yaşamadıklarından kıymetli olmadan, Hiç olmanın hep olmaya rakip olduğu, biz olmanın bene çoktan dönüştüğü, Vazgeçenlerin çaresizlikten değil, Çareyi kendilerinde arayıp ta bir türlü bulamadıklarından Muzdaripiz.
Çünkü, yazılan Sözler tasavvur değil, tasdiktir. Teslim değil, imandır. Marifet değil, şehadettir, şuhuddur. Taklit değil, tahkiktir. İltizam değil, iz’andır. Tasavvuf değil, hakikattir. Dâvâ değil, dâvâ içinde bürhandır. Öneri, eleştiri, tebrik, herşey kabul edilir.
|
|
| 31 Ocak 2010, 22:12:06 |
iradei_nefis

 
         
        
 
özüm sözüme kılavuzdur
05 Mayıs 2009, 00:00:00
KayipKent
Mesaj Sayısı: 1973
Rep puanı 1002
Ruh Halim:
|
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
| 08 Şubat 2010, 02:26:40 |
MeLiH
 
                   
ALLAH'a Tevekkül edene ALLAH c.c kafidir.
16 Kasım 2009, 21:57:07
Mesaj Sayısı: 491
Rep puanı 1000
Ruh Halim:
|
 |
|
 |
 |
sevgi,FEDAKARLIKTIR
sevgi,SABRETMEKTİR
sevgi,GÜVENMEKTİR
sevgi,İNANMAKTIR
sevgi,KARŞILIKSIZDIR
sevgi,YARADANDAN ÖTÜRÜ YARATILANI SEVMEKTİR.
ALLAH C.C için sevmeyen kalp,küçülür ,içine sığmaz sevgi.
ALLAH C.C. için seven,en çok ALLAH'ı sever.
ALLAH C.C için seven kendini bilerek nefsini bilerek sever.
sevginin kaynağıda,seven sevdiren ve sevgiyi bahşedende odur.
Güzel paylaşım olmuş,ALLAH c.c. Razı olsun.. |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
| 09 Şubat 2010, 15:30:15 |
VuSlat

 
         
        
 
Hüznüm Yüregime Dokunan,Duamın Sukutudur..
16 Kasım 2009, 19:40:22
Mesaj Sayısı: 650
Rep puanı 1000
Ruh Halim:
|
 |
|
 |
 |
Bizler, bir tutam sevgiydik önce. Sonra “Ete, kemi ğe büründük.” Daha sonra “İnsan gibi göründük.” Ete kemiğe bürünen misâlimizdeki kemalâtı görünce endam aynasında, başladık Cok guzel bir paylasım emeginize saglık. |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|

Konuyu Paylaş...
Yetkileriniz |
|
|
| Tavsiye Konularımız |
Yardım Konularımız |
|
|
|
Yükleniyor...
| | | | |