| 18 Kasım 2009, 11:58:44 |
|
|
 |
|
|
 |
|
 |
 |
İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden. Dâvûd aleyhisselâmın oğludur. Yâkûb aleyhisselâmın neslindendir. Kudüs yakınlarındaki Gazze şehrinde doğdu. Hem peygamber hem sultandı. Çocokluğundan beri bilgili iyilik ve adâleti seven biri olarak tanınmıştı. On iki yaşındayken babasının yerine geçip sultan oldu. Daha sonra kendisine Allahü teâlâ tarafından peygamberlik verildi. Dünyâda hâkim olan dört kişiden biridir. Ona peygamberlik verildiği Kur'ân-ı kerimde En'âm sûresi 84. âyette bildirilmektedir. Süleymân aleyhisselâm; ''Yâ Rab! bana hiçbir kimsede bulunmayan bir kudret ve devlet ihsân eyle.'' diye duâ etti. Duâsı kabul edilip cinlerin rüzgârın ve hayvanların da insanlar gibi Sülaymân aleyhisselâma itâat etmeleri emredildi. Kendisine ism-i âzam duâsı bütün mahlûkâtın dili ve ililerin sırları öğretildi. Peygamberlikle birlikte ihsân edilen ilim hikmet ve sultanlık kudretini insanları doğru yola kavuşturmakla ve daha iyi bir hayat yaşamaları için kullandı. Şehirlerin kurulması yeryüzünün imârı yeşillendirilmesi fen ve sanatta ilerlemesi için emrindekilerin herbirine iş taksimi yaptı. Yolların yapılması taşların yontulup kazılması demircilik ve derin sulara dalgıçlık gibi zor işleri cinlere verdi. Çiftçilik çobanlık ticâret sanat gibi işleri de insanlara verdi. Hayvanları da nöbet tutma yük taşıyıp çekme gibi işlerle görevlendirdi. İnsanlardan cinlerden ve hayvanlardan büyük bir ordu kurdu. Hepsi ona tâbi olup emrine itaat etti. Süleymân aleyhisselâma verilen bu nimetler Kur'ân-ı kerimde bildirilmektedir. Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem hadis-i şerifte onun duâsı hakkında şöyle buyurdu: ''Süleymân aleyhisselâm Beyt-i Makdis'in binâsını bitirdikten sonra Allahü teâlâdan üç dilekte bulunmuştur: Kendisinden sonra kimseye nasip olmayan ir mülk ve saltanat ilâhi hükme uygun hüküm verme kudretinin bahsedilmesi. Yanlız namaz kılmak için Mescid-i Aksâ'yı kastedip gelenlerin analarından doğdukları gibi günahsız hâle gelmeleri. Allahü teâlâ bunlardan ilk ikisini Süleymân aleyhisselâma vermiştir. Üçüncü dileğinin dekabul edilmiş olmasını umarım.'' Babasının temelini attığı Kudüs'teki Mescid-i Aksâ'yı yapmaya devâm etti. Yedi senede pek sanatkârâne bir şekilde tamamladı. Daha sonra Kudüs'te büyük bir saray inşâ etmeye başlayıp on üç senede tamamladı. Bu binâların yapımı sırasında insanlardan ve cinlerden pekçoğu Süleymân aleyhisselâmın emrinde çalışmışlardı. Süleymân aleyhisselâmın zamânında barış imâr sanat ve ilim iyice ilerlemişti. Mescid-i Aksâ inşâedilip çeşmeler su kanalları yapıldı. Köprüler barajlar ve evler inşâ edildi. Hükmetinin ve büyüklüğünün şöhreti bütün dünyâya yayıldı. Zamânındaki bütün pâdişâhları ve ileri gelenleri doğru yola sevk etti. Onun zamânında muhteşem bir saltanata sâhip olan Yemen'de Sebe şehrinde hüküm süren Belkıs'a mektup yazıp Filistin'e çağırdı. O da gelip Süleymân aleyhisselâmla görüşerek imân etti. Belkıs'ın Süleymân aleyhisselâmla mektuplaşması ve Kudüs'e gelmesi Kur'ân-ı kerimde Neml sûresinde uzun beyân olunmaktadır. Süleymân aleyhisselâm Akabe Körfezinden Fırat kenarına kadar kırk sene adâletle hüküm sürdü.Diğer hükümdârlar da kendisine bağlılıklarını bildirdiler. Ticâret gemileri yapıp Kızıldeniz ve Umman Denizinde ticâret yaptırdı. Rüzgâr onun emrine verilmişti. Rüzgâra bibip dilediği yere tahtıyla birlikte kısa zamanda giderdi. Makâmına oturduğunda ve meclis kurduğunda kuşlar üzerine gelip kanatlarını yanyana gererek bir bulut gibi gölge yaparlar güneş ve yağmurdan korurlardı. Süleymân aleyhisselâm beyaz tenli güzel nûr yüzlü saçı sakalı gür olup beyaz elbise giyerdi. Çok edebli hep Allah'tan korkar alçak gönüllü yüksek şanlıydı. Miskin ve fakirlerle oturur; ''Miskinin miskinlerle oturması uygundur.'' buyururdu. Ömrünün son ânına kadar Allahü teâlânın takdir ettiği izzetle insanları doğru yola sevk etti. Herkes tarafından sevilmiş olup hiç kimse onun söylediklerine itiraz etmiyor ve onun emri dışına çıkmıyordu. Süleymân aleyhisselâm bir gün yapılmakta olan büyük bir sarayın inşâsını kontrol etmeye gitmişti. Bu binâ bir su kıyısında çok heybetli bir saraydı. Ustalar işciler cinler sarayın tamamlanmasıyla meşguldüler. Sarayın balkonuna çıkıp kendisini yanlız bırakmalarını hiç kimsenin yanına yaklaşmamasını emretti. Sonra da balkonun kenarına âsasını (bastonuna) dayanıp durdu ve etrâfı seyrederek tefekküre başladı. Bu sırada ömrü bitip eceli gelmişti. Azrâil aleyhisselâm gelip; ''Şu an dünyâdaki hayâtının son ânıdır.'' dedi. Süleymân aleyhisselâm: ''Allahü teâlânın takdiri her ne ise o haktır. Rabbime hamdolsun ki aslâ kimseye zulmetmedim. Rabbimin emrine itaat etmekte gecikmedim. Herkesin dönüşü Allahü teâlâyadır. Görevlendirildiğin emri yerine getir.'' dedi. Süleymân aleyhisselâm asâsına dayandığı halde ayakta vefât edip uzun bir müddet öylece kaldı. Saray inşâsında çalışanlar ise her gün işlerine muntazaman devâm ediyor halk da oraya gelip gidiyordu. Süleymân aleuhisselâmı uzakta ayakta durur vaziyette görüyorlardı. Fakat vermiş olduğu emir üzerine hiç kimse yanına yaklaşmıyordu. Nihâyet asâsının yere temas eden kısmını güve kurdu yiyip asâ kırılınca cesedi yere yıkıldı. O zaman bu hâlini görenler vefât ettiğini anladılar. Bu husus Kur'ân-ı kerimde Sebe sûresi 14. âyette bildirilmektedir. Süleymân aleyhisselâm her yere hükmettiğinden zamânında herkes imân etmiş yeryüzündeki pek az imânsız kimse kalmıştı. Vefâtından sonra İsrâiloğullarının arasındaki birlik bozuldu İlyas ve Elyesa aleyhisselâm peygamber olarak gönderildiler. Kur'ân-ı kerimde Bakara 102; Nisâ 163; En'âm 84; Enbiyâ 8182; Sebe 12 21; Neml 15'ten 44'e kadar; Sad 30'dan 40'a kadar olan âyetler Süleymân aleyhisselâm hakkındadır. Süleymân aleyhisselâm Mescid'i Aksâ'ya Mûsâ aleyhisselâmdan beri nesilden nesile geçerek gelen Tevrât'ın içinde bulunduğu Ahid sandığını (Tâbût-i Sekineyi) koydu. Çünkü Mûsâ aleyhisselâm ümmetinin âlimlerinden Tevrât'ın Ahid sandığına konularak muhâfaza edilmesini istemişti. Bu durum Mescid-i Aksâ'nın Buhtunnasar tarafından yıkılmasına kadar devâm etti. Buhtunnasar Kudüs'ü alınca şehri yakıp yıktı. Mescid-i Aksâ'da bulunan altın gümüş ve diğer mücevherleri alıp Bâbil'e götürdü. Buhtunnasar'ın Kudüs'ü yağmalaması esnâsında hakiki Tevrât ve Zebûr yakılıp yok edildi. Muhtelif kimselerin hatırlarında kalan âyetlerini yazmaları neticesinde Tevrât isminde birbirlerini tutmayan çeşitli risâleler ortaya çıktı. Milâddan yaklaşık dört yüz sene evvel yaşamış olan Azra bunları topladı ve şimdiki Ahd-i Atik'teki Tevrât'ı yazdı. Süleymân aleyhisselâmın dokuz çeşit mûcizesi vardır.
Mûcizeleri: 1-Sebe sûresi on ikici âyetinde bildirildiği üzere rüzgârlar emri altındaydı. 2-Süleymân aleyhisselâm denizi geçmek istediği zaman suyu çekilerek yol açalır geçtikten sonra yine kapanırdı. 3- Âyet-i kerimede bildirildiği üzere bütün cinniler emrindeydi. Ne zaman istese kendisine büyük büyük köşkler sûretler çanaklar sâbit çömlekler tencereler yaparlardı. 4-Süleymân aleyhisselâmın bir mührü vardı. Üzerinde ism-i âzam duâsı yazılıydı. O duâ ile her istediği kolay olurdu. 5- Karıncalara varıncaya kadar her hayvanın sesini işitir dillerini anlardı. 6-Nereye gitmek istese rüzgâr emride olduğından kürsüsünü kaldırır kürsüsünü berâberinde götürürdü. 7-Cinniler vâsıtasıyla denizdeki incileri cevherleri yerde bulunan defineleri bilirdi. Kendisine Allahü teâlâ tarafından bildirilmeyen birşey yoktu. 8-Neml Vâdisinde maiyetiyle berâber bir dağ üzerine konup kaldığı esnâda o dağın yeşillik çimenlik olması için mübârek ellerine bir miktar su alıp avucuyla o dağa serpti. Derhâl dağın üzeri çayırlık çimenlik oluverdi. 9-Süleymân aleyhisselâm bir yere gittiği vakit berâberinde duvarlar da giderdi. |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
| 25 Kasım 2009, 18:55:27 |
iradei_nefis

 
         
        
 
özüm sözüme kılavuzdur
05 Mayıs 2009, 00:00:00
KayipKent
Mesaj Sayısı: 1973
Rep puanı 1002
Ruh Halim:
|
 |
|
 |
 |
Paylaşımın için tşkler ALLAH razı olsun inş  |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|

Konuyu Paylaş...
Yetkileriniz |
|
|
| Benzer Konular |
|
Konu Başlığı |
Başlatan |
Yanıtlar |
Görüntülenme |
Son Mesaj |
|
|
Süleyman ve Belkıs
Kuran-ı Kerim kısaları
|
AşKuLLaH
|
0
|
199
|
23 Haziran 2009, 18:36:24
Gönderen: AşKuLLaH
|
|
|
Hârûn Aleyhisselâm
PEYGAMBERLER TARİHİ
|
CaMoMiLLe
|
1
|
178
|
25 Kasım 2009, 18:55:05
Gönderen: iradei_nefis
|
|
|
Uzeyr Aleyhisselâm
PEYGAMBERLER TARİHİ
|
CaMoMiLLe
|
1
|
135
|
25 Kasım 2009, 18:51:36
Gönderen: iradei_nefis
|
|
|
Eyyûb Aleyhisselâm
PEYGAMBERLER TARİHİ
|
CaMoMiLLe
|
1
|
141
|
25 Kasım 2009, 18:51:10
Gönderen: iradei_nefis
|
|
|
Yahyâ Aleyhisselâm
PEYGAMBERLER TARİHİ
|
CaMoMiLLe
|
1
|
156
|
25 Kasım 2009, 18:52:21
Gönderen: iradei_nefis
|
|
|
Isâ Aleyhisselâm
Hz İsa (a.s)
|
CaMoMiLLe
|
3
|
202
|
18 Kasım 2009, 17:25:59
Gönderen: iradei_nefis
|
|
|
Mûsâ Aleyhisselâm
Hz Musa (a.s)
|
CaMoMiLLe
|
1
|
137
|
25 Kasım 2009, 18:47:08
Gönderen: iradei_nefis
|
|
|
Zekeriyyâ Aleyhisselâm
PEYGAMBERLER TARİHİ
|
CaMoMiLLe
|
2
|
171
|
25 Kasım 2009, 18:46:12
Gönderen: iradei_nefis
|
|
|
H.Z Elyesa Aleyhisselâm
PEYGAMBERLER TARİHİ
|
CaMoMiLLe
|
1
|
139
|
25 Kasım 2009, 18:43:12
Gönderen: iradei_nefis
|
|
|
Süleyman
BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ?
|
AşKuLLaH
|
0
|
50
|
08 Mart 2010, 19:38:37
Gönderen: AşKuLLaH
|
| Tavsiye Konularımız |
Yardım Konularımız |
|
|
|
Yükleniyor...
| | |